11 Şubat 2018 Pazar

CÜNEYT ARKIN İLE ALEV CİMİN GÜRSOY BULUŞMASI


Gazeteci Alev Gürsoy Cimin yine bir ustayla buluşmuş, en sevilen jönlerimizden Cüneyt Arkın, adını sinema tarihine altın harflerle yazdırma sürecini anlatmış. Sektörü ilgilendiren bölümleri makasladım ama her zaman olduğu gibi sisteme karşı bir duruş sergilemiş ve önemli açıklamalarda bulunmuş. Dolayısıyla röportajın tamamını posta.com.tr 'den okumanızı tavsiye ederim.




Uzun zamandır ekranlarda yoksunuz…
Teklif geliyor ama bu yaştan sonra çok istediğim bir rol olması lazım, o da çıkmıyor. Zaten yaşlandık. Bakma günde iki saat yüzüyorum ama yolda zor yürüyorum. Artık oğlum Murat’a devrettim, o daha yakışıklı hem de iyi oyuncu.

Hiç yaşlandım korkusu yaşadınız mı?

Bana “Nasılsın Cüneyt ağabey?” diye sorduklarında, “Yaşlıyım” diyorum. Yaşlılık fobim yok, kendimle de, yaşlılıkla da dalgamı geçiyorum.

Sağlık durumunuz nasıl şu anda?

Maşallah. Koydum mu oturturum hâlâ!



Şöhret olmanın bedeli ne oldu?
Şöhret olduysam onu bile fark etmedim ki… Yaşayamadım hayatı. Öyle geldi geçti! Geriye kocaman bir pişmanlık kaldı. Ne büyük hatalar! Kendimi yaşayamadım. Gençliğimi yaşayamadım. Hayatı yaşamadım; hani o dört nala seveceksin, aşık olacaksın, oburca yiyeceksin dedikleri şeyi yapamadım…

Sürekli çalışmaktan mı?

Hem de ne çalışmak! Bir kere bir kavga sahnesinde çok bunaldım, kaçtım. Sokağa çıktım, bir güzel rüzgar geldi, bir yaladı yüzümü… Böyle kucakladı beni… Derken bir koku geldi, bir baktım adam hıyar soyarak satıyor. Nasıl mübarek bir koku… Bahar gelmiş! Baharın geldiğinden bile haberim olmuyordu çalışmaktan. Ne büyük hata imiş meğer onlarca filmde oynayıp hayatı es geçmek… Şimdiki aklım olsa daha az film çeker, kendi hayatımı daha iyi yaşardım. Bak şimdi kocadık!

Bu isyan mı?

İsyan değil, pişmanlık. Dışarıdan bakınca varlıklı, bir eli yağda bir eli balda bir adam görürlerdi. Oysa ben çok mutlu değildim. Dört nala koşamadık sevdalara. Betül’ü, yani bebeğimi buldum, tek tesellim ve en büyük kazancım o hayatta. Yoksa halim perişandı.



Doktorluğu bırakıp sinemaya girmek büyük bir kumardı, değil mi?Ne büyük risk almışım, değil mi? Anadolu’dan gelen bir çobanın oğlu olarak… O zaman sinemacıya bankalar kredi bile vermiyordu. Hatta sigortam yok, artistim diye Betül’ü bile vermediler. Ama olacağına inandım. Geçenlerde ilk filmlerimden birini seyrettim, siyah beyaz. Seyrederken kendi evladımmış gibi sevdim oradaki Cüneyt Arkın’ı. Nasıl çırpınıyor başarmak için!


 

Roger Moore’un oynadığı James Bond karakteri size teklif edilmiş ve kabul etmemişsiniz. Dünyaya açılmak varken siz Anadolu’yu gezmişsiniz...Roger Moore, yani James Bond kapitalizmin en korkunç bencilliği. Sömürgeci. Ayrıca önemli atraksiyonlar yapsa da, gördüğü her kadınla yatan herifin teki. Oysa ben Malkoçoğlu’yum, Battal Gaziyim, ben halk kahramanıyım. Onlar dünyanın palavra kahramanı.

Malkoçoğlu, Köroğlu, Battal Gazi tarihi filmlerdi. Şimdiler de ‘Vatanım Sensin’, ‘Diriliş Ertuğrul’ gibi tarihi diziler var... Kendinizi görebiliyor musunuz o yeni yeteneklerde?Elbette izliyorum ve hayır, göremiyorum kendimi... Nasıl görebilirim? Alakası bile yok. Bizde ne emek vardı biliyor musunuz siz? Mesela ‘Çukur’ çok güzel başladı ama o çizgide gidemedi. Hayallerimiz yıkıldı, zaten artık seyretmiyorum.


Günümüzde yeni Malkoçoğluları yok o zaman...Afedersin duymadım? (Gülüyor) Elbette yok. Doksan dakikanın altmış dakikası havada uçuyordum ben.

O uçan tekmeler, at üzerindeki kavgalar... Hepsi gerçek miydi?Tabii gerçekti. Türk halkı yemez. Türk halkına aptal falan derler ya, cindir cin. Türk halkı ariftir, yemez ama yedim numarası yapar. Ben asla dublör kullanmadım.



Sinemada çok güzel kadınlarla oynadınız. Hiç mi etkilenmediniz, çapkınlık yapmadınız?Dünyanın en güzel kadını bile olsa sette, o bizim bacımız, namusumuzdu. Öyle bir şey düşünemezsin. Bir gün çekime gittik, bir baktık otelde yer yok. Fatma Girik’le aynı odada, aynı yatakta yattık ama kardeş gibi.

Şimdi dizi ve film aşkları çok revaçta ama…Bizim devir farklıydı, daha saftı. Öyle set aşklarını, şöhreti, parayı bilmedik. Sadece ben değil benim kuşağım da bilmedi. Fikret Hakan, Eşref Kolçak, Hüseyin Peyda... Hiçbiri bilmedi. 


Şu anda oyuncular inanılmaz paralar kazanıyor…Geçenlerde bir proje için beni çağırdılar. Cüneyt Arkın hayranları ama paraya gelince sıkıldılar. Valla dedim burada kadın oyuncun var, adını sanını bilmem o kadın oyuncunun. Aldığı paranın bana onda birini verin dedim. “Ooo çok ağabey yani” dediler.

Bu kadar filmde oynayıp para kazanamamak bana garip geliyor.Kazanamadık değil, kazandık ama zengin olamadık. Bir de sağlık gitti, fiziksel olarak da bedelini ödedik. Bu uğurda kaç kez ameliyat olduğumu hatırlamıyorum. Türkiye’de benim kadar vücuduna zarar veren başka oyuncu da yok. Hâlâ acısını çekiyorum.
 

Röportaj : Alev Gürsoy Cimin 
Fotoğraf: Bahadırhan Erkoç

0 yorum:

Yorum Gönderme